02.27

 

   13 Ocak 2019

 Dünya’nın sonundan merhaba kıyametim,

   Kıymetini yitirdi yaşam insanların dudaklarında. Sen ise çölde güneş, susuz dudakların arasında bir yaşam umudusun. Hayat bir kıyamet tablosu, sen ise o tabloyu tutan bir çivi, kader duvarında. Seslenirim sana duymazsın beni, kapalı kulakların Dünya’nın sesine. Ben ise duy diye beni nefessizim evrende. Bir nefesine bin kez ölürken ben, izledin ölüşümü. Güldün, öldüm. Güldün bir çölde açan, ben ise o kadar kayıptım ki, gözyaşlarımla suladım toprağını kal benimle diye.

  Şimdi o toprak örtün üzerinde. Soğuk bir gecede bir türkü dolamışsın diline. Duyanlar uzağa dalar, hayattan kopar, duygularını yitirir. Adı ölümdür türkünün. Hissizdir bedenin, atan kalbin misali. Ben ise kaldım yapayalnız, kalabalık bir meydanda Dünya diye.

   Özlüyorum bazı günler, geceler bana seslenişini. Şimdi bir tınısını duysa sesinin irkilen vücudum üşür yokluğunda. Saat 02.27 sevdin beni. Başkaları gibi. Tek fark saat farksız seviyorum  seni. Şimdi çok seven var 02.27’de. Oysa ben artık aynadaki yansımama bile aşık değilim her şeyimin hiçbir şeyi. Oysa sen en çok kendini severdin. Sende gizliydim çünkü ben. Aynaya bakar severdin beni. Bakamazdın gözlerime. Yansımam, bugün biraz daha sensizim. Günler geçmiş gidişinin ardından. İnsanlar ölmüş, toprak bile unutmuş seni. Oysa bu kalp seni unutur mu?

  Oysa o gün ne güzel uyanmıştık, ben bende sen ise sende iken. Şimdi ben bile tanıyamıyorum kendimi. Bir bendeyim bir sende. Sen ise bir aklımdasın, bir de kollarında Tanrı’nın.

  Biraz sinirli, biraz üzgünüm. Kalan son duygularımın küçük fırtınalarında savruluyorum. Bir onun bir bunun kollarına. Bir seni ezbere bilirken ben, şimdi her mısrada başka gözleri anlatırım. Okyanus gözlerde boğulur, kıyılarında uyanırım. Gözlerin, dudakların bir haykırışı galaksinin. Ellerin dalları tabiatın. Sen herkesin her şeyi, hiçbir şeyimsin oysa benim.

  “Sıradan biri değilsin.” Dedi saçlarıma aşık adam. “Sıradanlaştırmasınlar da.” Dedi soluk tenli ölümlü kadın. Sıradanım sevgilim, senin kalıplarından uzak, bembeyaz elbisem ile siyah bir örtü altındayım. Gözlerin iki metrelik derin çukurum. Sözlerin bir rüzgar misali ağustosta. Dudakların ise uyanılmış bir rüya. Seni düşünmektir benim için sonsuzluk. 

   Seninle var olan her şeye aşığım ben. Önce de kendime, var olduğum için seninle. Eskisi gibi yazamıyorum artık sana, bir tek dilim değil parmaklarım beynim uyuşmuş sanki soğuk karlı bir havada. Sen ise her zaman kar misali soğuk bakışlarıma açan güneş idin.

  Varlığımın yokluğu, bilmem kaç bin kelime sarf ettim her bir satırda sana. Şimdi derin bir sessizlikte yankılanır tek bir kelime zihnimde. “Hoşça kal.” Oysa sen benim en güzel merhabam, en ölüm haykıran elvedamsın. Hoşça kal saçlarıma aşık adam.

                                                                                                                                           Sevgiler

Yorumlar

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar