31.07
Renkler ve sesler. Siyah beyaz bir Dünya'nın renkli televizyon oyuncuları gibiydik. Bütün insanlık oturmuş sanki bizim birlikteliğimiz hakkında yorum yapıyorlar. Geçim dertleri unutulmuş, sofra kavgaları bitmiş, sıcacık bir odada toplanılmış tam ekrana geleceğimiz sırada tüm mahalle karanlığa bürünmüş. Gökyüzü kendi ışığını sergilemekten gurur duyarak yıldızları sermiş denizlere. Gariptir ki bunca güzelliğe rağmen o insanlar mum başında hala bizi anlatırlar. Kavuşma ihtimalimizi sorgularlar.
Zamansız gelişin, yersiz sorularımla beraber biten bir hikayenin nakaratını sürekli tekrarlıyorum. Dilimden düşmeyen, kafamdan çıkaramadığım bir besteydin sen. Ben ise sanat yasaklanmış bir ülkede ölüm fermanımla beraber oturdum yazıyorum sana. Bütün yasaklarım sen iken ne yazıktır ki bütün cezam da sendin. Yine de onca şeye rağmen sen insanoğlu oluşumun da verdiği en büyük arzumsun. Cennetimin yer yüzündeki yansımasısın sen. Yanıp kavrulan ruhumu çöllere bırakan, sonra da bana serap olansın sen.
Şu fani bedenim Dünya denilen oyuna bir kez daha düşerse bir kez daha kapılacağım bir akıntı aşkın. En çok sana yakıştırdım bu aşkı rüyalarımda. Böyle konuştuğuma bakma, ben seni cümlelerimle süslerim, hayallerimle büyütürüm, yüreğimde yaşatırım. Oysa sen ne benim cümlelerime yaraşırsın ne de bir rüyadan ibaretsin. Varsın, aşkım olduğu sürece. Yok olursun tek darbeyle.
Sen yine de her zaman büyük bir yalandan ibaretsin sevgilim. Şeytanın Tanrı'ya sunacağı en başarılı öyküsüsün. Mide bulantılarıma, dengesizliğime, sensizliğime en büyük sebepsin. Sorunların halloldu ama o soruların hiç gitmedi. Beni değil yaşananları ve benimleyken olduğun kişiyi özlüyorsun. Nostaljik bir şarkı değilim ben. Yahut eskiyi yad edeceğin bir film değilim. Dalgalarımda boğuluyorum. İzin ver perde kapanmasın. Oyunum bitmesin. Tek kişilik bu sahnem sonsuza dek sürsün.
Yorumlar
Yorum Gönder